Browsing Category

Bazenler

Bazenler

Ruh ve Beden

Beden ile ruh aynı yer üzerinde olmuyor çoğu zaman
Ruh, beden gibi mecburiyetlere inanmıyor
Bedenini ordan oraya götürürken,
Ruhunun yerini bilmiyorsun bile çoğu zaman
Son gülüşmelerde mi
Son bakışın olduğu o marketin önünde mi
Sabah ilk karşılaşmanın yaşandığı kapının orada mı
Gün batımının koyuluğunda mı?

Ruh güzellikleri aramaya koyulurken,
Beden ordan oraya!
Ne zaman ki araları uzaklaşıyor,
İşte o zaman bir iç sıkıntısı başlıyor, hani nedenini bilmediğin,
Tam da bu neden sıkıntılarına sebep
İçindeki boşluk hissi garip değil

Bazenler

Hapishanede Bir Ruh

İnsanın yaşadığı ülkedir bazen hapishane,
bazen evi,
bazen bedeni,
bazen dostları,
bazen anıları,
bazen umutları,
bazen korkuları,
bazen sevinçleri,

Tercihler yaparsın!

Kaybetmeyi göze aldıklarını bırakır, kaybedemediklerinin duvar ördüğü bir hapishane yaşamını sürersin,

Ruhunun kanatlarını kırıp, uçamadığı her gün için ayıplar, bedenini de bir hapishane yaparsın.

Bazenler

İsmi Namık Olandan Zarar Gelir Mi Hiç?

Tüm kurallar yazılmış,
çerçevelerimiz belirlenmiş
pencerelerimiz bile bakacağı yere göre konulmuş
gözlerimiz ne görüyorsa istenileni
ne hissediyorsak dayatılanı

Adımızı bile başkası koyuyor,
Namık olmak isterdim belki ben,
Ya da okula gitmek yerine sörf öğrenmeyi,

Bir gün, tam da gün ışığının cama vurmaya başladığı sabahın en sevimli anlarında
Pencerenin görünen kısmı umut bağlamasa da içimde,
Görmediğim kısımların merakı alev oldu yüreğimde
Dur dedim olum Namık!(kimse bilmez ben Namık derdim kendime)
Kurallar, dayatmalar, ahlaklar, akıllar, fikirler…
Sorgulamayı yasaklayanlar sana yüreğindeki yangını gerçeklemeye izin verir mi?

Beyin durdurabilir mi kalbin sesini!
Çıkamazsan bu tek pencere odadan en kötü yanarsın,
Ama kalmak istersen, sen yanmazsın da için yanar, yüreğin yanar be Namık!

İşte o sabahın en sevimli anlarında yüreğimdeki ateşi verdim, tek pencere odaya!
Oda yandı, geçmişimi kül yapıp savurdum, çıktım!
Tek göz pencerede bana göstermediklerini gördüm,

Dediler yakıyor kendini, aman ha bizi de yakmasın, tutuverin,
Dedim benim adım Namık, ismi Namık olandan zarar gelir mi?
Deli sandılar Namık deyince,
Ama Namık’tım, eski ben değildim, özgürdüm, hürdüm,

Dayatılan kuralların,
Tek göz pencerelerin,
Kulağımıza söylenen saçma isimlerimizin ötesinde,

Onlarca belki deli, belki kötü, belki tehlikeli
Ama Namık’tım ben!
İsmi Namık olandan zarar gelir mi hiç?

Bazenler

Sevgilim! Biliyorum geleceksin…

Biliyorum geleceksin,
Sana hazırlanıyorum
Ne zaman geleceksin? Bilmiyorum,
Merak da etmiyorum,
Biliyorum ki en doğru zamanı seçeceksin,
Belki ben hazır değilim sana,
Belki de sen bana,
Belki evren uygun ortamı hazırlamakla meşgul,
Bilemeyiz.

Ama geleceksin biliyorum, hissediyorum…

Ansızın içinde hissettiğin o garip boşluğun sahibiyim ben,
Sen de yerim çoktan hazır biliyorum,
Hep anlamlandıramadığın,
Hiçbir şeyle dolduramadığın o boşluk benim sevgilim!

Sevgilim! Biliyorum çünkü olacaksın…

Bazen canın sıkılır da kaçacak yer ararsın, hiçbir yer iyi gelmez sana,
En sevdiğin yerler bile geçirmez sıkıntını,
Yalnızlığı seçer de, kendinle konuşursun ya böyle zamanlarda,
Aslında o içindeki boşlukla konuşursun ve iyi gelir,

Sen yalnız kalmayı sevdiğini düşünürsün,
Kendinle konuşmanın sana iyi geldiğini sanarsın.
Hep kendine kaçarsın böyle zamanlarda…

Oysa ruhumdan bir parçayı sende barındırıyorum sevgilim,
Onla konuşuyorsun, sana iyi gelen benim.

Biliyorum sevgilim,
Aynı şeyleri ben de yaşıyorum.

Bekliyorum,
Doğru zamanda,
Doğru yerde,
Hayat o boşluğu dolduracak,

İşte o an sen de, ben de anlayacağız,
İçimizdeki diğer ruhun varlığını…
Hissedeceğiz..

Bazenler

Ben keşke demedim hiç hayatımda… “Bazenleri” koydum yerine!

Ben keşke demedim hiç hayatımda…
“Bazenleri” koydum yerine!
Bazen sevdim, bazen sevildim, bazen güldüm, bazense ağladım.
Ama hep doruklarda yaşadım hayatı.
Şimdi bir Cumartesi sabahı,
ben de isterdim içimde umutlarla uyanmak güne,
belki sen bile olabilirdin yanımda.
Olsun bazen de bir bardak çay yarenlik etmeli insana…

Bazenler

kendimden korktuğum kadar, hiç korkmadım hayatımda!

bazen yazacak çok şey var, susmak kadar iyisi yok.

bu küçücük şehirin, minicik sokaklarında, hiç karşılaşmıyor olmamız tam bir saçmalık!

kendimden korktuğum kadar, hiç korkmadım hayatımda!

Sonu gelmeyen bir zifiri karanlık gibi içim,
Karanlıklar biriktiriyorum ruhumda,
Hüzünleri alıyorum sineme,
Acıları katıyorum anılarıma,
Bir baktım ki,
Güzel anılarım dahi kararmaya başladı,
Şüphe ettim birden,
Karanlık olan anılarım mıydı?
Siyah bir pencere mi iniyordu yoksa gözlerime?
Sustum…
İç seslerimle boğuşmaya tutuldum,
tam nakavt edeceğim, sırtımda bir el,
tek bir iç ses beni karartırken, ikisiyle birden nasıl başa çıkacağım?
Güçlenmeliyim,
Ezildikçe güçleniyorum,
Güçlendikçe kaybediyorum,
Nakavta giden her yol, bir el daha ekliyor enseme,
Ezilmeye bıraktığımda kendimi,
Kaybediyorum,
Kalp çıkmak istiyor bedenden,
Kazananı olmayan bir oyun bu,
Sonsuz bir oyun,
Ben bu oyunun ta kendisiyim,