Browsing Category

Bazenler

Bazenler

Yaşam mı Rüya mı, rüya?

Bazı rüyaların gerçekçiliği sarsıyor insanı
Ve ilginçtir ki, gerçek dünyada hisler hissizleşmişken
Bir rüya birçok hissin zirvesini yaşatabiliyor insana
Uyanıyorsun, hangisi gerçek, hangisi rüya?
Yaşam mı Rüya mı, rüya?
İyi ki rüya! Ama yine de bir ömür hatırlanacak bir an kazıyor insanın kafasına rüya…
Zihnimin en güzel yerlerinin birinde hep canlı kalacak o hisler, sözler

“Seni çok seviyorum
-Ben de seni çok seviyorum”

Ananeme…

Bazenler

Bazen değil, hep susuyorum

Bazen susuyorum diye yola çıktım
baktım ki hep susar oldum
susmanın arkasındaki yıkık binanın içine hapsoldum
anlatmaya dair umutların yeşermediği diyarlarda

Susmak iyi hoş da
geçen zamana baktıkça insan
başka topraklarda olmayı diliyor
anlatabilmenin fayda ettiği diyarlar

Öyle isterdim ki konuşabilmek
en azından hesaplaşabilmek, helalleşebilmek
olmadı

Bazenler

Kazandıkların yaptıklarına değdi mi?

Kazandıkların yaptıklarına değdi mi?

Sormak isterdim bu soruyu birçok kişiye…

Paraya, malına.. kıyamayan o kişilerin kaybettikleri zamana bu kadar duyarsız oluşlarına rağmen sormak isterdim.

Öğrenmeyi dilerdim gerçekten kazandıklarını, yaptıklarını haklı görmeye değen..

Bazenler

Ruh ve Beden

Beden ile ruh aynı yer üzerinde olmuyor çoğu zaman
Ruh, beden gibi mecburiyetlere inanmıyor
Bedenini ordan oraya götürürken,
Ruhunun yerini bilmiyorsun bile çoğu zaman
Son gülüşmelerde mi
Son bakışın olduğu o marketin önünde mi
Sabah ilk karşılaşmanın yaşandığı kapının orada mı
Gün batımının koyuluğunda mı?

Ruh güzellikleri aramaya koyulurken,
Beden ordan oraya!
Ne zaman ki araları uzaklaşıyor,
İşte o zaman bir iç sıkıntısı başlıyor, hani nedenini bilmediğin,
Tam da bu neden sıkıntılarına sebep
İçindeki boşluk hissi garip değil

Bazenler

Hapishanede Bir Ruh

İnsanın yaşadığı ülkedir bazen hapishane,
bazen evi,
bazen bedeni,
bazen dostları,
bazen anıları,
bazen umutları,
bazen korkuları,
bazen sevinçleri,

Tercihler yaparsın!

Kaybetmeyi göze aldıklarını bırakır, kaybedemediklerinin duvar ördüğü bir hapishane yaşamını sürersin,

Ruhunun kanatlarını kırıp, uçamadığı her gün için ayıplar, bedenini de bir hapishane yaparsın.

Bazenler

İsmi Namık Olandan Zarar Gelir Mi Hiç?

Tüm kurallar yazılmış,
çerçevelerimiz belirlenmiş
pencerelerimiz bile bakacağı yere göre konulmuş
gözlerimiz ne görüyorsa istenileni
ne hissediyorsak dayatılanı

Adımızı bile başkası koyuyor,
Namık olmak isterdim belki ben,
Ya da okula gitmek yerine sörf öğrenmeyi,

Bir gün, tam da gün ışığının cama vurmaya başladığı sabahın en sevimli anlarında
Pencerenin görünen kısmı umut bağlamasa da içimde,
Görmediğim kısımların merakı alev oldu yüreğimde
Dur dedim olum Namık!(kimse bilmez ben Namık derdim kendime)
Kurallar, dayatmalar, ahlaklar, akıllar, fikirler…
Sorgulamayı yasaklayanlar sana yüreğindeki yangını gerçeklemeye izin verir mi?

Beyin durdurabilir mi kalbin sesini!
Çıkamazsan bu tek pencere odadan en kötü yanarsın,
Ama kalmak istersen, sen yanmazsın da için yanar, yüreğin yanar be Namık!

İşte o sabahın en sevimli anlarında yüreğimdeki ateşi verdim, tek pencere odaya!
Oda yandı, geçmişimi kül yapıp savurdum, çıktım!
Tek göz pencerede bana göstermediklerini gördüm,

Dediler yakıyor kendini, aman ha bizi de yakmasın, tutuverin,
Dedim benim adım Namık, ismi Namık olandan zarar gelir mi?
Deli sandılar Namık deyince,
Ama Namık’tım, eski ben değildim, özgürdüm, hürdüm,

Dayatılan kuralların,
Tek göz pencerelerin,
Kulağımıza söylenen saçma isimlerimizin ötesinde,

Onlarca belki deli, belki kötü, belki tehlikeli
Ama Namık’tım ben!
İsmi Namık olandan zarar gelir mi hiç?